12 Nisan 2014 Cumartesi

Başka bir bayrak adam: Antonio Di Natale

Udinese denince aklınıza ilk olarak ne geliyor? Sanırım hepimizin cevabı kulübün bayrak adamı Antonio Di Natale olacaktır. Hani son 10 yılı baz aldığımızda sanki hep Udinese'deymiş algısı yaratan, ondan öncesini hatırlayamadığımız, her sezon en az 15 gol atan ve her daim teklifleri reddedip Udinese'de oynamaya devam eden ufak tefek adam...
İtalya'nın kuzeyi ve güneyi arasındaki ihtilaf malum; sırtını Alplere dayamış aristokrat tavırlı kuzeylilerin pervasız esmer güneylileri hor görmesi yeşil sahalara da yansımış, kuzeyin statları güneyli rakipleri defalarca "Yıkanın da gelin!" ve benzeri pankartlarla karşılamıştı. İki kısım arasındaki ihtilaf öylesine derinleşmişti ki bir Arjantinli güneyin başkaldırışının sembolü olacak ve pek çok Napolili için İtalyanlığın bir anlamı kalmayacaktı.
13 yaşındaki Antonio ise Napoli'den Toskana'da bulunan Empoli'de oynamak için ayrılıyordu. Sıla hasretine sadece birkaç gün dayanabilen küçük güneyli ağlayarak evine dönse de sonraları futbolcu olma tutkusu ağır basacak ve önce Iperzola, sonra da Varese'de geçireceği kiralık dönemlerde kendini gösteremeyişinin ardından Viareggio'da 25 maç/16 gollük performansıyla göze girecekti.
Empoli yıllarından...
Tek başına ligde tutmaya çalıştığı Empoli küme düştüğünde yine bir kuzey kulübünün, Udinese'nin dikkatini çeken "Toto" bu transferle hayatının akışını değiştirdi. 2004'de adımını attığı kulüpte sonradan Juventus'a transfer olacak Vincenzo Iaquinta ve Fabio Quagliarella ile birlikte hücum hattını tamamlayan isimken bu oyuncuların takımdan ayrılışı sonrası tek adam haline geldi. 2007'de takım kaptanlığına gelen Di Natale ilk 5 yılında 55 gol atarken Francesco Guidolin'in teknik direktörlüğe gelişiyle performansını çok farklı bir noktaya taşıdı; 140 maçta 103 gol!
Artık dünya üzerindeki milyonlarca futbolseverin ilgiyle takip edip "Neden büyük bir kulübe transfer olmuyor ki?" dediği biriydi. Sahi, neden büyük bir kulübe transfer olmuyordu ki? Tıpkı Iaquinta ve Quagliarella gibi, sonradan Torino'nun siyah beyazlılarına geçecek Asamoah ve Isla gibi o da Juventus'a transfer olabilirdi ama Di Natale 2010 yılındaki teklifi reddederek herkesi şaşırttı. Bu hareketiyle de Friulili futbolseverlerin gönlünde tahtını sağlamlaştırdı. Bundan da hiçbir zaman pişman olmadı.
İnsaniyet: 20
Football Manager'da bitiriciliği 20 üzerinden 18 olan Di Natale'nin insaniyetini notlamaya kalksak vereceğimiz not 20'den aşağı olmaz. Eski takım arkadaşı Piermario Morosini'nin Nisan 2012'de ölümünün ardından kimsesiz kalan engelli kız kardeşine kol kanat gerip onu ailesinin bir üyesi olarak kabul etti Di Natale. "O, Mario'nun emaneti ve bize ihtiyacı var, biz de ona yardımcı olmak istiyoruz."
Attığı golü kardeşi gibi sevdiği Morosini'ye adarken
36 yaşındaki Antonio Di Natale sezon sonunda futbolu bırakacağını şöyle duyurdu; "Bu sezonun sonunda futbolu bırakıyorum. Elbette acı verici ama Udinese'de eşimle yemeğe çıktığımdan çok gol attım. Bu kulübü hep ailem gibi sevdim."
Antonio "Toto" Di Natale alışılmışın dışında bir bayrak adam. O, tüm kariyerini doğduğu şehrin futbola başladığı kulübünde geçirmedi ama 26 yaşından sonra bir bayrak adama, sadakat sembolüne dönüştü. O, 13 yaşındayken futbol oynamak için kuzeye giden Napolili çocuk, taraftarın atom karınca gol kralı, Udinese maçı izleyen herkese "Di Natale atar bir tane!" dedirten adam...Onu en iyi özetleyen cümle Juventus'u reddettiği için pişmanlık yaşayıp yaşamadığı sorulduğunda kendi ağzından dökülmüştü;
"Ben ölümden korkarım, futboldan değil"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder