12 Nisan 2014 Cumartesi

Gerçek bir kahraman: Bert Trautmann

1956 FA Cup finalinin son 17 dakikasını boynu kırık bir şekilde tamamlayarak tarihe geçen kaleci Bernd Trautmann 89 yaşında hayatını kaybetti.
Haberin başlığı bu. Manchester City camiası için acı bir haber; malum maçta boynu kırılmasına rağmen insanüstü bir mücadele vererek kupanın kazanılmasında pay sahibi olmuş bir efsanenin vedası... Aslında bu maç Trautmann'ın hayatı göz önüne alındığında bir fragman veya önsöz kadar öne çıkabilir, çünkü onun hayatı biraz Zafere Kaçış, biraz Pearl Harbor biraz Henri Charriere'in Kelebek'i... Çokça gerçeklik, çokça Trautmann'dır.
Bir savaş pilotu, savaş esiri, kaleci...
b
Savaş başladığında gönüllü yazıldım, 16 yaşındaydım. Pek çok arkadaşım da aynısını yaptı. Nedenini düşünmedik çünkü kendi fikirlerimiz yoktu. Eğitim sistemi Hitler'in elindeydi ve beyinlerimiz yıkanmıştı.
1923'de doğan Bernhard Carl Trautmann, II. Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında Alman Hava Kuvvetleri'ne katılır ve Doğu Cephesi'nde geçirdiği üç yılın sonunda 5 üstün başarı madalyasıyla Batı Cephesi'ne yollanır. 1. Dünya Savaşı'nı takiben yazılmış roman haklı çıkmıştır ve Batı Cephesi'nde gerçekten de değişen bir şey yoktur; insanlığın yok olduğu, kıyımın, vahşetin hüküm sürdüğü savaş alanında pilot Trautmann İngiliz askerlerince yakalanır ve Lancashire'daki savaş suçluları hapishanesine nakledilir.
Heykeli dikilen adam
Heykeli dikilen adam
1000 kişilik alayının savaşın sonunu görebilen 90 üyesinden biri olan genç pilot ülkesine iade edilmeyi istemez ve 1948 yılında tahliye olduğunda da hayatına Lancashire'da devam eder; bir yandan çiftçilik yapıp diğer yandan da bir kasaba takımı olan St Helens'de kalecilik yapmaktadır. (Bir süre de Liverpool'da bomba imha elemanı olarak çalışır!) Aslında bir orta saha oyuncusu olan genç Alman esir kampında oynanan bir maçta sakatlık sonrası kaleye geçmiş ve epey başarılı olmuştur.
Trautmann St Helens'daki performansıyla bir yıl içinde çokça kulübü etkilemiştir, onu transfer edense en üst ligde mücadele eden Manchester City olur. Ancak bu protestoları da beraberinde getirir; bir savaş suçlusunu henüz 9 sene önce Nazilerce bombalanan şehirlerinin takımında görmek istemeyen 20 bine yakın taraftar yürüyüş düzenler.
Yeni bir başlangıç, yeni bir hayat
Trautmann susar ve işini yapar, 5 yıl içinde City'nin oynadığı 250 maçın beşi hariç direklerin ortasında hep o vardır, 1952'de ülkesinden Schalke'nin transferi için yaptığı 1000 poundluk teklif City tarafından "O bunun en az 20 katını hak ediyor" gerekçesiyle reddedilir. 1956 yılındaki performansıyla Futbol Yazarları Derneği Ödülü'nün ilk yabancı sahibi olur ve bundan günler sonra da futbol tarihine geçeceği maçı oynar...
bb
Kırık boynuyla maç tamamlayan kaleci efsanesi
Final maçının 73. dakikasında Birmingham oyuncusu Peter Murphy ile çarpışan Trautmann bir süre kendine gelemez. Sonrasında ayağa kalkan ve City taraftarının yoğun desteği altında iki de önemli kurtarış yaparak şampiyonlukta pay sahibi olan kaleci boynunun kırıldığını üç gün sonraki muayenede öğrenir. Futbol tarihine geçen bu performansı hakkındaysa şunu söyler Trautmann;
Boynu kırılmasına rağmen maçı tamamlamış lanet bir kaleci olarak değil, çok iyi bir kaleci olarak hatırlanmak istiyorum!
Gerçekten de çok çok iyi bir kaleciydi. Kariyeri boyunca kalesine kullanılan penaltılardaki kurtarış yüzdesi %60 olan Trautmann etkileyici kariyerine rağmen hiç Alman milli takımına çağrılmadı. Efsanevi patron Sepp Herberger'e göre buna engel olanlar politik sebepler ve Almanya'da oynamadığı için milli maç aralarında yapacağı seyahatlerin uzunluğuydu. Yine de bu efsanevi Rus kaleci Lev Yaşin'in onu kendisiyle birlikte dünyanın en iyisi olarak nitelendirmesine engel olmadı.
dive
Trautmann futbolu bırakacağı 1964 yılına kadar City forması giydi, veda maçında 15 yıl önce gelişine karşı çıkandan çok daha büyük bir kalabalık toplanmıştı ve o artık bir Manchester City efsanesiydi. Kendi deyimiyle "hayatı boyunca İngilizleri Almanlara, Almanları İngilizlere savunan adam" gerçek bir futbol elçisiydi. Öyle ki 2004 yılında iki ülke arası ilişkilerdeki katkılarından dolayı kraliyet nişanıyla ödüllendirildi.
ROYAL Germany 25
Futbol elçiliği demişken, Trautmann'ın elçiliği sadece İngiltere-Almanya hattında sınırlı kalmadı; Alman Futbol Federasyonu'nun ricasıyla üçüncü dünya ülkelerinde futbolun sevilmesini sağlamak için yollara düştü; Burma, Tanzanya, Pakistan, Liberya gibi ülkelere ayak bastı.
89 yaşında İspanya'daki evinde hayata veda eden Trautmann gerçek bir efsaneydi; çocuk yaşta bir hata yaptı, yıllarca bunun diyetini ödedi ve ona tiksintiyle bakan insanların saygısını kazandı. Futbolu seven herkesin başı sağ olsun.
Can Çalışkan @canncall

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder