12 Nisan 2014 Cumartesi

Kaptanlıktan hainliğe: Alexandre Villaplane

Futbolda sevilen bir figürün hain yaftası yemesi sık rastladığımız bir durum. Yıllarca takımınızın formasını giymiş, sevdiğiniz bir oyuncu en azılı rakibinize imza attığında onu en büyük hain ilan edip geçmişi silmek modern futbolda artık alışılageldik bir durum. Bu hikaye ise "hainlik" kavramını çok daha trajik bir şekilde ortaya koyuyor. Öyle ya, 13 Haziran 1930'da Fransa'nın ilk Dünya Kupası maçına kaptan olarak çıkan birisi 14 yıl sonra nasıl aynı ülke tarafından hain olarak yaftalanıp idam edilir?
1905 yılında Cezayir'de doğan Alexandre Villaplane, Fransız milli takımında yer alan ilk Kuzey Afrika kökenli oyuncuydu. Ancak bunun öncesinde,  16 yaşında futbola başladığı Séte'den üç yıl sonra daha fazla maaş için yerel rakip Nimes'e transfer olmuştu. Tabi o zamanlar bu tip geçişlerin hainlik olarak nitelendirilmediği kesin.
Villaplane, Nimes'de gösterdiği performansla tüm ülke tarafından tanınır; sert ve başarılı müdahaleleri, hava toplarındaki hakimiyetiyle ülkenin en iyi savunmacısı olarak ünlenir. Bunun ötesinde oldukça iyi bir pasördür de. Sonuç olarak 1926 yılında ilk kez Belçika karşısında milli formayı giyen Villaplane o gün için  "Hayatımın en mutlu günü" demişti.
Ayakta, sağ başta Villaplane
Ayakta, sağ başta Villaplane
Ancak Villaplane yetenekleriyle ters orantılı bir disiplin ve ahlaka sahipti.  Antibes forması giyerken yaşadığı şampiyonluk şike yapıldığı gerekçesiyle geri alınırken o ve diğer iki oyuncu asıl suçlular olarak belirlendi ve takımdan gönderildi. Kendisini "kelepire transfer eden" Nice ise kısa sürede pişman oldu; Villaplane antrenmanlara nadiren uğrarken maçlarda ilgisiz görünüyordu, üstelik fazla kiloları da göze batmayacak gibi değildi! Serbest bırakılan oyuncunun bir sonraki durağıysa ikinci ligde mücadele eden Bastidienne de Bordeaux oldu. Burada, Séte'deyken hocalığını yapan İskoç teknik direktör Gibson'la çalışacaktı ve kariyeri yeniden yükselişe geçebilirdi, ama geçmedi. 3 ay boyunca idman kaçıran Villaplane takımdan kovuldu ve futboldan tamamen koptu. Üstüne üstlük bir de Paris ve Cote d'Azur'daki at yarışlarında şike yapılmasına neden olunca hapse atıldı.
Savaş ve Nazilerle işbirliği
Paris'in 1940'da Nazilerin eline geçişi şehrin suçluları için birçok fırsat yaratmıştı. Kendilerine "pis işleri yapacak" ve bir takım işleyişlere hakim birilerini arayan işgal kuvvetleri bunun için hapishanelere bakacaktı. Henri Lafont okuma yazması olmayan yetim bir suçluydu, ancak Nazilerle giriştiği karaborsacılık faaliyetleri ona sınıf atlatmıştı. O artık "illegal aktivitelerin lideri, önemli ve saygın bir adamdı"
Nazi üniformasıyla
Nazi üniformasıyla Villaplane
Lafont güçlendikçe kendisine ait bir milis ordusu kurma hareketleri hızlandı; Parisli mahkumları birer birer kendi safına katıyordu ve bir zamanlar ülkenin en meşhur polis şefi olan ancak giriştiği yolsuzluk faaliyetleri nedeniyle hapse atılan Pierre Bonny ile birlikte Alexandre Villaplane'i hareketinin önemli aktörlerinden biri haline getirdi. Hitler'in Kuzey Afrikalılara propaganda amacıyla yayınlattığı Arapça gazeteden ilham alan Lafont ekibinin artık resmi bir orduya dönüşmesi gerektiğinden emindi, böylece Brigade Nord Africain (Kuzey Afrikalılar Tugayı) kuruldu. Nazilerden temin ettikleri üniformaları, rütbeleri ve yetkileriyle şiddet faaliyetlerine giriştiler. Bir zamanların milli takım kaptanı stoper Villaplane de SS Asteğmeni olmuştu.
Villaplane ve başında bulunduğu milis acımasızlığıyla ünlüydü; Öyle ki 11 Haziran 1944'de Mussidan'da yakalanan ve yaşları 17 ila 26 arasında değişen 11 direnişçinin ölüm emrini verirken aynı zamanda tetik çekenlerden biri olduğu bilinir.
Almanlarla bir olup çaldılar, öldürdüler, tecavüz ve işkence ettiler. Geçtikleri her yerde arkalarında yıkım ve yangın bıraktılar. Adamları ölmemek için can çekişen kurbanlarının üstündeki mücevher ve diğer şeyleri yağmalarken Villaplane bir yerde sakince durmuş ve gülümsüyordu.
Bu cümle Villaplane'in yargılandığı mahkemeden. Sonradan Almanların savaşı kaybedeceğini gören Villaplane şiddetten uzak durup yüksek meblağlar karşılığında milislerin esir aldığı kişileri salıvermeye başlasa da bu onun ölüm cezası almasını engelleyemez.
Ah şu içinde bulunduğumuz zalim çağ! Benim gibi bir Fransız, Alman üniforması giymek zorunda kalıyor! Hayatımı riske ederek sizi serbest bırakabilirim, daha önce 44 mahkumu kurtardım. Bana 400.000 frank ödemeniz yeterli.
Mahkemede kendisini "Bir katil değil, alelade bir düzenbaz" olarak nitelese de en az 10 kişinin ölümünün sorumlusu olarak idama mahkum edilir ve kurşuna dizilerek öldürülür.
İlginç, film gibi bir hayat.  Gelmiş geçmiş en gaddar futbolcu" Villaplane'in hikayesini okuyunca insanın takım değiştiren bir modern zaman futbolcusuna hain diyesi gelmiyor değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder