12 Nisan 2014 Cumartesi

Mütevazı efsane: Daniele De Rossi

AS Roma denince akla gelen ilk ismin Francesco Totti olduğu ne kadar tartışma götürmezse ikinci ismin Daniele De Rossi olduğu da o kadar kesindir. Tıpkı Totti gibi profesyonel kariyerinin tamamında Giallorossi forması giyen De Rossi'nin aidiyeti ona "Capitan Futuro" lakabını getirmişti, yani Roma'lılarca görmezden gelmeye çalıştıkları o zorunlu ayrılık gerçekleştiğinde kaptanlık ve faal efsanelik unvanlarının onda toplanmasından avuntu bulacak kadar çok seviliyordu.
Eski bir AS Roma oyuncusu ve genç takım antrenörü bir babaya sahip olan Daniele'nin profesyonel kariyerine Roma'dan başka bir yerde başlaması düşünülemezdi. Fakat öncesinde, 14-17 yaşları arasında şehrin küçük ekiplerinden Ostia Mare'de forvet olarak top koşturuyordu. Buna rağmen Roma'da kendisine karakterine uygun bir rol verilmesi pek zaman almadı, o "komple" bir orta saha olmak için tüm meziyetlere sahipti.
YouTube'da 10-11 yaşında çocukların portakalları top gibi sektirip inanılmaz şeyler yaptığını görüyorsunuz. Ben öyle yetenekli bir çocuk değildim, sadece doğduğum günden beri futbolu çok sevdim. Fakat üst seviyeye çıkabileceğimden kuşkuluydum
Çıkacaktı. Hem de kulübün altın döneminde... De Rossi As Roma'nın kazandığı üçüncü şampiyonluktan 5 ay sonra, yeni sezonda efsane isimlerle aynı kadroda yer almaya başladı. Ancak o sezon şampiyonluğu tek bir puan farkıyla Juventus'a kaptıran Roma bir daha lig şampiyonluğu kazanamadı.
Öte yandan kehanet gerçekleşmiş ve De Rossi komple bir orta saha oyuncusuna dönüşmüştü; Şampiyonlar Ligi'ndeki performanslarının ardından Alex Ferguson, Jose Mourinho gibi isimlerin övgülerine mazhar olurken dev kulüpler de peşinden ayrılmıyordu. O hep Olimpico'da kalma kararı verdi, kulüp de bu fedakarlığı yüklü bir maaş zammıyla ödüllendirdi; 2012 yılında yıllık 10 milyon euroluk bir sözleşme imzalayan De Rossi Serie A'nın en çok kazanan İtalyan oyuncusu olarak Francesco Totti'yi geride bıraktı!
ddd
Fakat sonun başlangıcı da 2012/13 sezonuna denk geliyordu, Roma ve De Rossi arasındaki ipler ilk defa kopma noktasına gelecekti.
Zeman'dan mobbinge maruz kaldı
Hücumu her şeyin üzerinde tutan ve kendi doğrularından asla taviz vermeyen Zdenek Zeman'ın başkent kulübüyle anlaşması ilgiyle takip edilen bir takım yaratabilirdi, en azından beklentiler bu yöndeydi. Ancak sonuç felaketti; Roma Avrupa kupalarına uzaktan bakarken o sezon küme düşen Palermo'dan bile daha çok gol yedi!
"Sağ kanatta oynayacaksan oyuna alayım"
"Sağ kanatta oynayacaksan  alayım"
Dahası Zeman De Rossi'yi sürekli eleştiriyor, kadrosunda ona yer vermiyordu. Önce antrenmandan kovuldu, sonra mevkisinin dışında kullanıldı ve ardından yerini Tachtsidis'e bırakmak zorunda kaldı, adeta mobbinge uğramıştı! Zeman'ın Şubat ayında kovulması dahi De Rossi'nin toparlanmasını sağlayamadı.
İki değişik karakter: Totti ve De Rossi
De Rossi kendini kolay kolay toparlayamadı çünkü o Totti gibi değildi. Francesco Totti'ye baktığınızda tipik bir Romalı görürsünüz; dışa dönük, ağzına geleni söylemekten ve küstah görünmekten çekinmeyen biri. De Rossi ise saha içindeki tutkulu karakterine karşın saha dışında bir İskandinav gibiydi; içe dönük, sessiz ve kelimelerini dikkatle seçen bir düşünür. Bu özelliği saha içindeki kimliğiyle harmanlandığında ortaya Paul Scholes'un İtalya şubesinin çıktığını söylemek de abartı olmaz. Francesco Totti bir keresinde "Futbolcu olmasaydım benzin istasyonunda çalışmak isterdim, çünkü kokusunu seviyorum" derken De Rossi'nin hayali yargıç olmaktı.
di
Sonuna dek taraftarların hasretle beklediği şampiyonluğu kazanmak için çabaladı. "Roma forması giyerken taraftarları mutlu edememek acı verici" diyordu ama Zeman'la yaşadığı problemler kariyerinde ilk kez yeni bir macera aramasına neden oldu; Jose Mourinho daha önce Real Madrid'e istediği İtalyanı Chelsea'de görmeyi çok istiyordu, Manchester City ise Mancini döneminden beri kendisiyle ilgilenmeyi kesmemişti, öyle ki yıllık 6 milyon pound maaşla Premier Lig kariyerine başlamasına kesin gözüyle bakılıyordu. Fakat taraftarları sevindiren cevap geldi, De Rossi kulüpte kalmaya devam edecekti. Birçok taraftar için bu kazanılacak bir lig şampiyonluğundan daha değerliydi elbette.
Yeni Roma'nın ağırlık merkezi
Bu kararının ne kadar doğru olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Fransız teknik direktör Rudi Garcia ona hayran kalmakta gecikmedi ve orta sahada Kevin Strootman ve Miralem Pjanic'le birlikte kilit bir rol verdi ona. De Rossi bu iki ismin de özelliklerinin bir kesişimi adeta ve onun için Roma'nın ağırlık merkezi ifadesini kullanmak yanlış olmaz. Sezonun ilk maçında Livorno karşısında takımının ligdeki ilk golünü kaydeden De Rossi her maçta kilit rol oynadı; 2-0 kazanılan Napoli maçında çizgiden çıkardığı top maçın kırılma anıydı, o maçta sakatlanan ve halen sahalara dönemeyen Totti'nin yokluğunda sahaya kaptan olarak çıktı ve liderlik görevini sonuna kadar yerine getirdi, dahası 2006 Dünya Kupası'nda şampiyonluğunda pay sahibi olduğu İtalya Milli Takımı'nın Brezilya'da en önemli isimlerinden biri olacak, ancak öncelik her zaman olduğu gibi Roma'da, bu sezon zor da olsa hayalini gerçekleştirip Scudetto'yu kaldırabilir De Rossi, fedakarlığına da bu yakışır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder