16 Nisan 2014 Çarşamba

Ruhumuzun Baba'sı: Hakkı Yeten

Baba Hakkı Yeten'in aramızdan ayrılışının 25. yıl dönümü bugün. Elbette bir şeyler yazmak istiyor insan, Beşiktaş'ı hayatının öncelikleri arasında sayan biri olarak onun hakkında yazmamak düşünülemez. Öte yandan istatistiklerinden, çokça duyduğumuz anılarından tekrar tekrar bahsetmeye gerek duymuyorum. Bırakalım da değişik bir şey olsun, içimden ne gelirse artık.

"Ben futbolu İngilizler gibi oynamak isterdim.
Atak, canlı, sıkı bir oyun; bomba gibi şutlar."
Böyle demiş Hakkı Yeten. Bu yüzden kendisinden bahsederken konuyu kısacık da olsa İngiliz futbol efsanesi Sir Stanley Matthews'a getiresim geldi; Hakkı Yeten 1931-1948 yılları arasında Beşiktaş'ta gol rekorları kırarken Stanley Matthews da 1932-1947 yılları arasında yetiştiği Stoke City ile yıldızlaşıyordu. İkisi de 1.70'lerinde olan ancak sahada devleşen bu adamların gençliklerinde uğraştıkları bir meşgale de aynıydı; Matthews ünlü bir yerel boksör olan babasının zoruyla boks ringine atılsa da burada başarısız olup asıl aşkı futbola geçiş yaparken Hakkı Yeten'in futbol öncesinde boksla uğraştığı söylenir. Hakkı Yeten çoğunlukla forvet hattının sağında yer alırken Stanley Matthews de sihrini sağ kanatta konuşturmuştu...

Beşiktaş ruhunun babası

Bill Shankly için "Liverpool'un Babası" denir. 1892 yılında kurulmuş Liverpool'un babası nasıl kulübe 1959'da girmiş birisi olabilir ki? Olur, ikinci kümeden aldığı Liverpool'u önce ülkenin en iyisi, sonra dünyanın en büyük kulüplerinden biri haline getirmiştir Shankly. Bunu yaparken de ardında bir felsefe bırakmıştır; Paisley'den Shankly'ye hatta günümüzde Rodgers'a kadar sirayet eden. Bu yüzden Liverpool'un babası 1913 doğumlu Bill Shankly'dir.

1910 doğumlu Hakkı Yeten de henüz 1 yaşında yaşamaya başladığı Beşiktaş semtinin ve bu semtin spor kulübünün tarihine geçmiş bir efsane. Gol rekorları, şampiyonluklar, ülke futbolunun en çok saygı duyulan ismi olmanın ötesinde teknik direktörlük, başkanlık... Ötesi? Ötesi şu karede saklı;


Bu kare, sevdiğimiz Beşiktaş'ı en kısa ve sağlam yoldan betimliyor aslında. Şeref Bey'den Baba Hakkı'ya, ondan Süleyman Seba'ya, Vedat Okyar'a daima aynı kalan bir ruh hali. Modern zamanların 8 yıllık kabus diliminde içi boşaltılmış Beşiktaşlılık Duruşu'nun tek kareye sığdırılışı.

Başka bir devrin ilahı Baba Hakkı. Mağlup etmekte olduğu ezeli rakibin kaptanına "Oyuna biraz asılın, yoksa tadı çıkmaz" diyen, ağları delen golünü geçersiz sayan hakemi protesto eden tribününü susturan, sahadayken etkisi altına girmemenin imkansız olduğu masalsı bir karakter. Bizse hain bir devrin çocuklarıyız, ezeli rakibin kaptanını maçın başından itibaren kışkırtıp oyundan attırdıktan sonra da dilini çıkaranların ilahlaştığı bir devrin.

Baba Hakkı, semte her girişimde başımı dik tutup tarihe tanıklık ettiğimi hissettiren büyük efsane. Futbolu İngilizler gibi oynamak istemesine rağmen Arsenal'den gelen teklifi reddedip Stanley Matthews ile karşılıklı oynama fırsatını Beşiktaş'a tercih etmeyen, hocalığını yapan büyük efsane Giuseppe Meazza'nın onu İtalya'ya götürme isteğine yine aynı nedenle karşı çıkan, hayatı Beşiktaş olan... Hakkın ödenmez Baba.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder