8 Mayıs 2014 Perşembe

Dortmund'daki biz: Julian Schieber


Borussia Dortmund iki veya daha fazla farkla öndedir, takımın gol makinesi Lewandowski oyundan alkışlarla çıkar ve yerini ona bırakır. 23 numaralı formasıyla Julian Schieber. Genelde ona rastladığımız senaryo budur, BVB'yi yakından takip etmeyen, yılda 3-4 BVB maçı izleyen biri bile olsak son dakikalarda gelen değişiklik anında ekran başında "Schiebeeer!" diye bağırırız. Bağırmayız da, oyuna girecek ismin Schieber olduğunu biliriz yani.

Bu tuhaf girişi neden yaptım? Çünkü uzun bir süredir aklımda Schieber ile ilgili bir şeyler yazmak var. Uzun ve detaylı bir yazı olmayacak çünkü kendisini yakından tanımıyorum. Scout raporu da değil zaten yazacağım şey. Doğaçlama ilerleyelim bakalım.

30 Mart 2012 

Evde oturulan bir Cuma akşamı yapılabilecek en iyi şeyi yapıp BVB-Stuttgart maçını açmışım, iki hücumcu takımdan bol gollü ve keyifli bir mücadele bekliyorum herkes gibi. BVB üst üste ikinci şampiyonluğuna koşuyor, çılgın atıyor, Stuttgart da altta kalır gibi değil. Maç 4-4 bitiyor ama öyle böyle değil, zaten kaçan pozisyonlara, direkten dönen, çizgiden çıkarılan toplara bakarsanız en az 8-8 bitmiş olması lazım, inanılmaz bir tempo var. İnsan televizyon karşısında bile yorulup boncuk boncuk terliyor, izleyenin camı açıp "Yaşasın Almanlık!" diye bağırası geliyor. Abartmıyorum bak. İnanmayan izlesin bi.

Neyse, BVB 2-0 öndeyken 71'den sonra işler değişiyor, Stuttgart 3-2 öne geçiyor, BVB 4-3 yapmışken uzatmalarda 4-4 oluyor, maç müthiş bir zirveyle kapanıyor, ben ve birçok futbolsever de Julian Schieber'i ilk olarak o maçta tanıyor. 77 ve 79. dakikalarda iki gol atıp bir anda maçı çeviren bu adam BVB'nin de dikkatini çekmiş olacak ki sezon sonunda 5.5 milyon euro karşılığında transfer ediliyor. Tamam o maç dışında tüm sezon tek golü var ama sonuçta sezonun yarısını sakatlık yüzünden kaçırmış, Almanya U21 milli takımında şans bulup gollerini sıralamış, geleceği parlak gözüken bir forvetten bahsediyoruz, fena yatırım değil.

Peki sonra ne oldu? Çoğunda sonradan girdiği 37 maçta 5 gol, 2 asist. Gollerin en önemlisi Şampiyonlar Ligi grup aşamasındaki Manchester City maçıydı tabi. Gruptan çıkmayı garantileyen BVB'de Klopp yedeklere şans verirken Schieber galibiyeti getiren golü atmıştı.


Schieber'e hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum, benim aklımda hep BVB Şampiyonlar Ligi'nde finale ilerlerken maç sonrasında tüm takımın oluşturduğu sevinç yumağına ihtiyatlı ancak egosuzca iştirak edişiyle yer etti kendisi. Zaten tipinden de ne kadar efendi, iyi huylu biri olduğu anlaşılıyor. Tabi bu seviyelere ait olmadığı da anlaşılıyor. Schieber'de balayına Antalya'da 4 yıldızlı bir otele gelmiş taze damat tipi var. Tonton hem de. Siemens'de yeni iş bulmuş, o yüzden şimdilik 4 yıldızlı otele gelmiş.


Tabi tipe bakıp "Bundan futbolcu olmaz" demeye getirmeyeceğim, öyle bir şey kabul edilemez zaten, şunu söylemeye çalışıyorum; Schieber BVB kadrosunun çok dışında kaldı. Bu sezon da Mkhitaryan-Aubameyang transferleri, genç yetenek Hofmann'ın kadroya dahil oluşu derken iyice geri planda kaldı. Hofmann'da mesela tam başarılı olacak, çok canlar yakacak genç tipi var. Futbolda bir yere gelemese en kötü ihtimalle Hollywood yapımı gençlik filmlerinde Zac Efron'un yancısı rolleriyle hayatını idame ettirir. Ayrıca o genç yetenek, altyapıdan çıkmış, Schieber'den fersah fersah önde.


Bunca sakatlığın yaşandığı, erken havlu atılan sezonda bile çay kaşığıyla süre alabildi Schieber. Tek golü kupada Saarbrücken'e karşı gelirken son iki haftadır oyuna maçın bitimine 1 dakika kala giriyor. Lewandowski'nin gidişinin ardından takıma katılacak Adrian Ramos ve Ciro Immobile düşünüldüğünde Schieber'in işi daha da zorlaşıyor. Kaldı ki yaklaşık bir sezondur taraftarın gözünde iyice karikatürize edilmiş durumda. Arsenallilerin Bendtner'i karikatürize edişi gibi maytap geçiliyor, fark açıldığında alaycı bir şekilde "Schieber'i de al hoca" diye bağırılıyor. Schieber'in önünde iki yol var, ya her sezon toplamı 300 dakikayı bulmayacak bir BVB kariyeri olacak, ya da daha ufak bir takıma transfer olup yeniden doğacak.

Tüm bunları neden yazdım? Çünkü yazının başlığında olduğu gibi, Schieber BVB'de kendimle özdeşleştirebildiğim bir oyuncu. Her şeyi olayın içinden takip edebilen şanslı bir futbolsever gibi biraz, çokça hayat karşısındaki biz. O da bizim gibi hep çok az süre alıyor kendini kanıtlaması beklenen hayat sahnesinde. Nadiren attığı gollerse yeterli olmuyor formayı kapmasına. Kısacası o Dortmund'daki biz. O yüzden de başarılı olmasını istiyorum Schieber'in. Ne bileyim işte Bundesliga'ya çıkmayı büyük ihtimalle bu hafta sonu garantileyecek Paderborn'a gelsin, Mahir Sağlık'la birlikte gol arasın, orada kendini gösterip tekrar başarıyı yakalasın. Halen genç sayılır, hadi Schieber yap bir şeyler.

Yazının sonunu iyi bağlayamadım, kapanışı şarkıyla yapayım bari. Schieber ve bizim gibi on milyonlarca Schieber için.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder