8 Ağustos 2014 Cuma

Proaktif yıldız Demba Ba


Beşiktaş-Feyenoord karşılaşması proaktif bir yıldızın reaktif takımına zihniyet değişikliği getirişine sahne oldu.

-Ney oldu?!

Bir dakika, açıklıyorum.

Kişisel gelişimle ilgilenenlere göre iki tür kişilik vardır; Proaktif ve Reaktif. Kısaca açıklamak gerekirse Proaktif kişiliğe sahip olan bireyler olayların kontrolünü elde tutan, çabalarıyla kendi şanslarını yaratan ve mevcut şartları kabullenmeyen baskın kişiliklerdir. Reaktif kişilik sahibi arkadaşlarsa tahmin edeceğiniz üzere dış faktörlerin yarattığı şartlara göre hayatı şekillenen arkadaşlarımızdır. Bu konuda merak ettiğiniz bir şey varsa şu makaleyi okuyabilirsiniz. Sonrasında geri dönün ama, bekliyorum.

Maçın ilk 25 dakikasını gözünüzün önüne getirirseniz yukarıdaki reaktiflik mefhumunun ete kemiğe bürünüp sahada yer aldığına kanaat getireceksiniz. Tabi ki futbolda reaktif bakış açısına da yer vardır, amiyane tabirle "otobüsü çekip kontrayla sonuca gitmek" reaktif bir plandır mesela, ancak sorun Beşiktaş'ın bu 25 dakikadaki görüntüsünün bilinçli bir planla alakası olmamasıydı.

Rotterdam'da seyirci desteğini de arkasına almış Feyenoord'a karşı Atiba ile orta sahayı dar eden Beşiktaş rövanşta üstelik bu sefer Veli de oyundayken aynı şeyi yapıp rakibi kaleden çok uzakta yaratıcılık problemine sürükleyebilecekken neden ceza sahası çevresinde panik halinde bir öbek şeklinde atak savuşturuyordu? Maç sonrasında Bilic'in yaptığı "İlk 25 dakikadan memnun değilim" açıklamasına bakılacak olursa sahada plana ters giden bir şeyler olduğu kesin. Neyse ki Schaken ve Boetius'un kenarlara kamp kurduğu Feyenoord atakları eveleme-gevelemeden öteye geçmedi, Beşiktaş golü buldu da korku filmi kısa sürdü.

Mustafa "Aaron Ramsey" Pektemek

Şimdiiii, "Ben demiştim" demek adetim değildir (Gerçekten değildir, sahte tevazu yaratmak için demiyorum bak) ama burada bir flashback yapacağız.

Tweeti de Kasımpaşa'da oynanan ve takımın bir dolu eksikle çıkmasına rağmen 4-1 kazandığı Elazığ maçından sonraki gün atmışım. Maçı kale arkasında, sahaya neredeyse birkaç adım uzaklıktan izleyince çıkarımda bulunmak daha da kolaylaşıyor; Mustafa o gün gol atamamıştı, Holosko'nun attığı gollerden birinde asisti vardı, ancak vücut dili kendine güveni kalmamış, başarısız olmaktan korkan, ne yapacağını bir türlü bilemeyen birinin vücut diliydi. Manisa'da şu golü atmış adamı çıplak gözle dağılmış bir şekilde görünce insan üzülüyor tabi. Mustafa'nın psikolojik bir zafer kazanması gerekiyordu ama nasıl? Aaron Ramsey'in yaptığı gibi.

Hemen hızlıca şu yazıyı okuyoruz ve ardından buraya dönüyoruz. Önemli.

Mustafa Pektemek'i özgüveni yüksek bir şekilde oynarken izledikçe sevinmemek elde değil. Yok olmanın eşiğindeyken "bir ışık görüp" tekrar aramıza döndüğünü görmek çok güzel. İşte Demba Ba'nın Beşiktaş formasıyla attığı ilk golü yaratırken kara bulutları ardında bırakıp Premier Lig'i domine eden Aaron Ramsey gibiydi Mustafa. Hava toplarında en yükseğe zıplıyor, top indiriyor, topu saklayıp çalım atıyor, pozisyon yaratıyor, performansı yüzünden 4-2-3-1'den 4-4-2'ye dönüşü düşündürecek kadar iyi oynuyor. Böyle devam edebilir umarım.

  Gerçek Yıldız Demba Ba
Bir kere yıldızlarla çalışmak keyiflidir, daha önce çalıştık yıldızlarla. Gerçek yıldızlarla çalışırken hem keyif alırsınız hem de onlar yıldız olduklarını hissettirmezler saha dışında. Afra tafraları, kaprisleri, tavırları bile hep özeldir. Özel olduklarını hissettirirler, antrenörün işini kolaylaştırırlar, çalışanların, yöneticilerin işlerini kolaylaştırırlar. O sebeple onlarla çalışmak keyiflidir, isteriz tabii ki..

Yukarıdaki sözler Önder Özen'e ait. Katıldığı bir programda konu gündemdeki yıldız transferlerine gelince bu açıklamasıyla Fernandes'e aba altından sopayı göstermişti. Cümledeki gerçek yıldızla tanışmamız ise aylar sonra gerçekleşti. Premier Lig'de 99 maçta 43 gol, 11 asistle oynayan saha içinde yıldızlığı tartışılmayacak Ba, saha dışındaki profiliyle de takımı olumlu etkilemişti belli ki.



Demba Ba genç yaşta futbolcu olmak için her türlü fedakarlığı yapacağına dair kendisine söz verip bu sözü tutmuş, en üst seviyeye çıkmış biri. Ancak yetinmiyor, hep daha fazlası için çalışıyor. Böylesine bir yıldızın antrenmana erken gelip geç çıktığını, sahada sürekli istekli olduğunu gören takım arkadaşları illaki olumlu etkileniyor. İster "üzüm üzüme baka baka kararır" deyin, ister "körle yatan şaşı kalkar" ya da "topalla gezen aksamak öğrenir" (Aynı anlamda ne çok atasözü varmış arkadaş) Almeida ile oynarken onun fiziksel ve mental hantallığından nasibini alanlar Ba ile oynarken en iyi performanslarını göstermek istiyor. Mevkisel anlamda Mustafa'nın gelişimi için Ba'nın önemli bir rol model olmasının yanı sıra takım içi ilişkiler konusunda da Olcay'a bakmak lazım. Yaptığı asistten sonra Ba tarafından hakkı verilen Olcay, sonraki golde secdeye yatan Ba'ya ilk koşan isim olurken maçın ardından ona üçlü çekmeyi öğretip sevinirken sırtına atlayan kişi. "Dünya yıldızı Demba Ba ile yakın arkadaş olmak" az buz şey değil, bunun performanslara yansıyan bir tarafı da muhakkak var.


Bu blogun en çok okunan yazısı olan Ba yazısında onun ceza sahası içindeki farkındalığının FM diliyle "20 üzerinden 18" olduğunu belirtmiştim. Gollerinde de bunu gösterirken zeki bir golcünün tam anlamıyla hazır olmasa bile fark yaratabileceğini gösterdi Ba.

Bu, "fırsatçılığını" en iyi özetleyen birkaç saniye bence. Evet, sonucunda gol yok (daha doğrusu Feyenoord golü var) ama Ba'nın geri pas ihtimalini düşünüp vites arttırarak kaleciye doğru koşu yapması, yani "Hep bir sonraki hamleyi düşünmesi" üçüncü golü getiren şeydi aslında.

Başlangıçtaki konuya dönecek olursak, Beşiktaş yıllardır ağır reaktif forvetlerle oynamanın ardından nihayet oyunun kurallarını belirleyen bir golcüye sahip. Bu proaktifliğin önce Bilic'in taktik anlayışına sonra da takımın saha içindeki halet-i ruhiyesine sirayet etmesi lazım. Çünkü proaktiflik dediğimiz şey, güzel insan Vedat Okyar'ın yıllar önce sarf ettiği şu sözdür aslında; "Beşiktaş çıksın,  Beşiktaş gibi oynasın. Hep kazanır"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder