28 Ekim 2014 Salı

Jeneratör lazım


Selam. Bu yazıyı uzun tutmayacağım. Cuma günü son derse girip "Evet çocuklar, yoklamayı alıp şu iki konuyu bitirip erken çıkalım" diyen öğretmen gibiyim şu an. Kayseri Erciyesspor maçı özelinde birkaç konuya kısaca değinip erken çıkacağız, merak etmeyin.

Bir süredir Beşiktaş'ın hücum anlayışında önemli yer oynayan yardımcı forvetlik mevzusunu biliyorsunuz. Beşiktaş hücumdayken rakip ceza sahası çevresinde birbirine yakın konumlanmış oyuncuların paslaşmaları ve çok oyuncuyla alana yayılarak illaki bir iki kişiyi boşta bırakma teması üzerinden ilerliyor birkaç maçtır. Belirgin olarak Sivasspor ve Partizan maçlarını bu anlayışın zirvesi olarak gösterebiliriz. Olcay ve Gökhan çizgide değil, Ba'ya yakın halde, Atiba zaman zaman Ba ile forveti çiftleyecek şekilde alana yayılıyor ve kalite de devreye girince kilit açılıyor.

Kerim'i kazanmak

Erciyes deplasmanında ilk yarıda bunun yapılamadığını gördük. Kadroda bu işi en iyi uygulayan isim olan Olcay'ın sakatlığının da etkisi vardır elbet. Yerine giren Kerim'in en büyük dezavantajı oyunu pek iyi okuyamaması, baskı altında topu ayağına dolaştırıp ezmesi ve topsuz oyundaki eksikliğiydi. Aynı Kerim atılan 2 golde de topsuz alana koşularıyla ümit verdi.


Ümit veren bir tablo bu. Atiba yine forveti çiftlemiş, rakip savunmadan bir oyuncuyu kendi üstüne almış ve "Siz kaçın, ben onları oyalarım" diyor. Oyuna sonradan girmiş ve yukarıda bahsettiğim hücum prensibine nispeten uzak iki oyuncu, Cenk ve Kerim de Atiba ile bir üçgen oluşturuyor. Beşiktaş'ın hücumlarında her zaman bu üçgeni kurabilmesi lazım. Üçgen olmazsa Gökhan'ın ikinci yarıda bir süre kendi kendine 2-3 rakibin üstüne gidip top ezdiği, demoralize olduğu anları görürüz. Üçgen varsa üretkenlik ve rakip yarı sahaya penetrasyon var, huzur var.

Tabi burada Atiba'nın ince dokunuşla Kerim'e yaptığı asisti üzerinden biraz da hakkını verelim. Sivas ve Partizan maçlarından beri kendi çapında bir Yaya Toure performansı sergiliyor Atiba. İleride oynamaktan keyif aldığı da bir gerçek, geride Veli de varken hücum-savunma dengesini kurabiliyor hem, bu da Beşiktaş'ın hücumlarına hep +1 ekliyor.

Neyse, orta saha konusuna birazdan geleceğiz, Kerim konusunu bitirelim.

İkinci golde yine Kerim damgası var, hatta bu sefer daha da belirgin bir damga.


Kerim topla ilerliyor. Herhangi bir üçgen imkanı görebiliyor musunuz? Hayır. Bu arada Atiba yine ileride, Ba ile forveti ikilemiş. Buna iyice alışmış belli ki. Burada Kerim'in bir şeyler yapması lazım. Rakibine feyk atıp ilerliyor, hareketlenen Ba'ya topu veriyor ve koşusuna devam ediyor. Kilit hareket bu.


Burada Ba topu Kerim'e oynayıp ilk golün kopyasının çıkarılmasını sağlayabilir, Kerim de bu beklentiyle koşuya devam ediyor zaten. Ba dönüp vurmayı seçiyor ve Kerim yaptığı koşunun ödülünü kale ağzında gol vuruşunu yaparak alıyor. 2. gol tamamıyla Kerim'in üretimidir ve kendisinin kazanımı yolunda dev bir donedir. İki golde de topsuz hareketlenmeler gelişen oyun aklının belirtileridir zira.

Ortaya jeneratör şart!

Geldik ortaya. Atiba'yı yukarıda övdük. Uzun süredir "al-ver-alan daralt" oynayan Atiba artık ikinci forvet dedik. Kendisi aynı zamanda pas istasyonu.

Bilic 64. dakikada golü bulmak için risk almak zorundaydı ve bu risk Atiba veya Veli'den birinin çıkarılmasını gerekli kılıyordu. Gerek Atiba'nın hücum hattındaki etkinliği, gerekse Veli'nin sarı kartlı oluşu ışıklı tabelayı 8 numaraya çevirdi. Cenk oyuna girdi, 6 dakika sonra da yukarıdaki üçgeni oluşturup golde önemli rol oynadı zaten.

Beşiktaş'ın bir gole daha ihtiyacı vardı, onu da 85'de buldu. Bundan sonra 10 kişi kalmış ve oyuna iki forvet almış (Necati,Edinho. Bu arada Necati'yi 72'de oyuna alırken Edinho gibi bir forveti 86'ya kadar kenarda tutan bir taktik dehaya hem 3 puanı hem Gökhan'ı yedirmek çok acı) ve baskı kurmuş rakibine karşı direnç göstermeli Beşiktaş. Bilic ne yapıyor? Bu uğurda Oğuzhan'ı çıkarıp Sivok'u alıyor. Bunu daha önce iki kez Pedro'yu alarak yapmıştı zaten. Yani rakibi kale önünde karşılayacağız. Peki.

Yenen ikinci gole bir yerden açıp bakarsanız Necip'in markajındaki Edinho'yu kaybetmesinden başka bir şeyi göreceksiniz; Atiba'nın yanı sıra Cenk ve Kerim'in geri gelip pres yapmasına rağmen topun bir şekilde rahatça Murat'a gelişi. Onun ortasında gol geliyor zaten. Senin markajındaki adamı unutup onu golle baş başa bırakan bir savunmacın varsa rakibi kale önünde karşılamak büyük kumardır.

Beşiktaş hücumlarda gücünü orta sahadan alırken bu durumlarda karanlıkta kalma riskiyle karşılaşıyor. Kaldı ki Atiba ve Veli'nin taktik icabı değil, sakatlık (vur masaya), ceza nedeniyle sahada yer almadığı zamanlar da olacak. O zaman kenarda bir jeneratör bulundurmak şart. Oyuna direnç katıp yenen baskıyı karşılayacak, aynı zamanda pas yapıp oyun kurulmasına yardım edecek. O jeneratör şart.

Yazıyı bitirmeden kısaca şu 3. gol meselesini açıklayayım elimden geldiğince. "3. golde Motta'nın neden kadrajda olmadığını" sormuştum bir tweetimde. Motta'nın %99 ihtimalle pozisyona yetişemeyeceğinden de korneri kullanan isim olduğundan da haberdarım, ama sen o durumda tahmin yürütemezsin. 2 kare göstereceğim, dikkat ederseniz Necip'in 2 golde yaptığı hatalara girmiyorum, herkes olayın farkında.


Korner kullanılmış, savunma topu karşılamış, top Necip'e gelmiş. Tüm bunlar olurken Motta'nın ve Ersan'ın rakip ceza sahası çevresinde kalması normal, top oraya gelecek zira. Yukarıdaki kare Necip'in topu rakibe tesliminden birkaç saniye sonrasına ait. Ersan kayıptan sonra depara başlıyor, uzak köşede de hareketlenmiş Motta'yı görüyoruz. Necip de kadrajda, kaleye ilerleniyor.


Bu da gol anı. Pedro'nun müdahalesiyle top Cenk Ahmet'e geliyor, o da vuruşu yapıyor. Necip en geride, Ersan penaltı noktası civarında, Motta? Bakın tekrar söylüyorum, golde Motta'ya pay biçme gibi bir amacım yok. Ersan'ın, bir stoperin aynı hizadan deparla geldiği noktaya bakıp Motta'nın kadrajda bile olmamasını merak etmek bu sadece. Yorgunluk derseniz anlarım. Bence salt yorgunluk değil aynı zamanda oyunu okumada eksiklik var. Tıpkı ilk yarıda topu içeri çevirmek varken sol çaprazdan sol ayağının dışıyla şut çekmesi gibi. 

Not: Yenen gollere pek eğilmedim, Pedro'nun hatasını es geçtim sanılmasın. Hava toplarında zaten baskın bir stoper değil Pedro ama rakibi bozabiliyor. Bu pozisyondaysa Boye'nin itiş kakışına cevap veremiyor ve bozuluyor. Sıçrama konusunda da sorunlu. Pedro'nun daha "keskin" bir hale gelmesi lazım.

Sonuç? Sonuç olarak bu takım adım adım büyüyor. Bu mağlubiyetten gerekli dersleri çıkarıp Fenerbahçe karşısına çıkacaklar. Yapı itibariyle geçen sezonki Galatasaray maçını andırıyor, bu sefer geride kalan 1 yılda psikolojik olarak nasıl bir ilerleme gösterdiklerine bakacağız.

2 yorum:

  1. Güzel yorumlar... Veli-Atiba'nın alternatifinin Necip olması sıkıntı. Bu adamlar bu maç temposuyla giderse illa ki sakatlık yaşayacaklar. Dediğin gibi devrede buraya bir Ernst transferi lazım.

    Bek konusunda Linnes bana riskli bir transfer geliyor. İkinci yarı şampiyonluk yarışında deneyim lazım. Ben olsam takıma adaptasyonu zaman alacak 22 yaşında bir çocuk yerine, Srna gibi bir oyuncu arardım. Bu halde bir GS-FB karşısında bu sene şampiyon olamazsak Biliç projesi biter. O zaman tüm bu genç yatırımı da heba olabilir:.. Uzun vadeli düşünmek iyidir, ama bazen kısa dönemi kaybederseniz, uzun dönem kalmaz...

    Keza ölü top konusu da mesele. Almeida'nin bu yönde büyük katkısı vardı, Ba o derece etkili yükselemiyor. Franco da net bir "size" sorunu var ve bunu düzelmesi kolay değil. Sivok eski gücünde değil, Ersan da ortalama bir oyuncu. Bu sene olmasa da, seneye stoper şart.

    YanıtlaSil
  2. Orta saha konusunda hepimiz hemfikir olduğumuz için direkt sağ bek kısmına geliyorum; Beşiktaş'ın mevcut oyun yapısında Gökhan tipi bir kanat gibi çizgiyi kullanmıyor malum. İçeri giriyor, ceza sahası çevresinde üçgen oluşturuyor, forveti üçlüyor. Alınacak sağ bekin onun boşalttığı kulvarı tamamen ileri-geri işleyebilecek fizik ve teknik kapasiteye sahip olması lazım. Yani hem ciğerli hem de ayakları hünerli biri gerekiyor. Srna gibi birinin başımızın üstünde yeri var ama Beşiktaş'ın mali durumu da ortada. Kimse tecrübeli, hücumcu sağ bekini bırakmaz, bırakmıyor. O zaman şapkadan tavşan çıkarmak lazım. Linnes alınır,alınmaz o ayrı ama tam da dediğim tipte, milli takımında da oynuyor, liginde de tecrübeli sınıfına erken yaşta dahil olmuş. Ülkede "başarılı" olarak görülen çoğu beke baktığımızda sağ/sol açıktan devşirildiğini hatta birçoğunun da Almanya 2. 3. liginde sağ/sol ön oynarken Türkiye'de açığa devşirildiğini görüyoruz. Linnes veya benzeri bir genç bu ligde sıkıntı yaşamaz yani.

    Sivok'un sözleşmesi yenilenir mi bilmiyorum ama sene sonunda hava toplarına hakim, agresif bir stoper alıp Pedro ile birbirini tamamlayan bir ortaklık kurulmalı. Franco kendini geliştirebilir. Elbette hava toplarını kimseye bırakmayan biri olamayacak ama size sorununun üstesinden nasıl gelineceğinin cevabı. Ivan Cordoba, Cannavaro gibi stoperlerin kariyerlerinde gizli. Bence önceliği atletik özelliklerini mümkün olduğunca geliştirip daha "keskin" bir stoper olmak olmalı.

    YanıtlaSil