4 Kasım 2014 Salı

İngiltere'nin en iyi akademisi


Bu yaz Luke Shaw, Adam Lallana, Calum Chambers gibi akademi mahsullerini büyük takımlara satışıyla bir kez daha gündeme geldi Southampton akademisi. Önceki yıllarda Londra'ya yolladıkları eski öğrencileri Gareth Bale, Theo Walcott ve Oxlade-Chamberlain de cabası. Ancak bu sezon herkesin onlardan bahsetmesine neden olan kadronun neredeyse tamamının satılması ve başarılı menajerlerinin ayrılışı sonrası lige yurt dışından gelen oyuncular ve hocayla "toplama" bir takım havasında girip herkesi kendilerine hayran bırakmaları elbet.

Telegraph yazarı Henry Winter birkaç gün önce Southampton akademi koordinatörü Martin Hunter'la bir röportaj gerçekleştirmiş, ben de bu röportajdan bazı önemli kısımları çevireyim dedim. Maksat bir şeyler okuyup aydınlanmak.

Hunter söyleşiye bu yaz yaşananlarla ilgili konuşarak başlıyor; "Dışarıdan bakanlar bir panik halinden, en iyi oyuncularımızı sattıktan sonra küme düşeceğimizden bahsedip duruyordu ama bir planımız vardı, hep bir planımız vardı. Çocukların kalitesini görebiliyorduk, bu yaz yeni oyuncular gelene kadar U21 takımından 13 oyuncu A takımla çalıştı."

Daha önce Bradford,Stoke,Norwich,Watford gibi kulüplerde ve İngiltere Futbol Federasyonu bünyesinde çalışmış Hunter Southampton'u çalıştığı en iyi kulüp olarak niteliyor. "Yönetimde müthiş bir birliktelik var. Burası daha önce çalıştığım her yerden milyonlarca daha iyi ve bunun sebebi kulüp içindeki insanlar. Bu yaz yaşananlar da çalışan herkesi daha da motive etti."

"İş için doğru adamı (Koeman) bulduk ve paramızı akıllıca harcadık. Tüm bunlar olurken altyapı oyuncularımız A takımla çalışıyordu. Ronald onları iyice gözlemledi ve sonunda A takımın kadrosunun yarısının kendi yetiştirdiğimiz oyunculardan oluşmasını kararlaştırdık. Ronald bu konuda oldukça yapıcı, Mauricio (Pochettino) da öyleydi."

Hunter Southampton'daki akademiden A takıma uzanan yolculuğu "patika" olarak tanımlıyor. O ve 50 kişilik ekibi 5 yaşından itibaren kulübe katılmış her oyuncuya saha içinin yanı sıra karakter gelişiminde de yardımcı oluyor. Kulüp kapısından giren bir çocuk "Southampton Usulü" olarak tanımlanan prensiplerle tanışıyor; "Daha iyisini hedefleme", "Saklanmama", "Yenilik", "Bütünlük", "Saygı", "Birlikte kalıp birlikte savaşmak"


Hunter devam ediyor; "Amacımız potansiyeli mükemmeliyete dönüştürmek. Antrenörlerden 3 şey istiyoruz; oyuncuların antrenman sonrasında iyice çalışıp terlemiş, mutlu ve bir şey öğrenmiş olması."

"11-12 yaşına gelip temel prensipler öğrenilene kadar oyuncuları mevki bazlı çalıştırmıyoruz. Birkaç değişik pozisyonda oynasınlar istiyoruz. Calum Chambers bu yüzden, oyun farkındalığını arttırması için 1 yıl kadar orta sahada oynatılmıştı. Şu an her yerde oynayabilecek durumda."

Barcelona gibiyiz ama daha akıcı!

"15 yaştan itibaren epey akıcı bir 4-3-3 oynuyoruz. O kadar akıcı ki 4-3-3 olduğunu görebileceğiniz tek an santra anı. Oyuncularımızın hareketliliği ve çok yönlü olmaları önemli. Mesela şu an Swindon'da kiralık oynayan savunmacılarımız Jack Stephens ve Jordan Turnbull üçlü savunmayla oynuyor ama bu onlar için bir sorun değil. Bizim oyuncularımız her sistemde oynayabilir."

"Barcelona'nınkine benzer bir felsefemiz var. Hatta bir ara Barcelona'dan görevlilerle ortak sunum yaptık. Southampton'dan herhangi bir çocuk Barcelona'ya kolaylıkla uyum sağlar. İzlediğim Barcelona idmanlarında gördüğüm kadarıyla onlar taktik konusunda bizden daha katılar; "3 numara 6 numaraya pas atacak" "6 numara 7 numaraya pas atacak" gibi...Biz onlardan daha akıcı ve serbestiz."



"Yurtdışından birçok kulüp neler yaptığımızı görmek için bizi ziyaret ediyor. En son Heerenveen ve Malmö geldi. Villarreal'le bağlantı halindeyiz."

"Eğer Southampton'a geldiyseniz ve iyi bir oyuncuysanız mutlaka şans bulursunuz. Oyuncuları çok sıkı çalıştırıyoruz. Disiplinsizliğe tahammülümüz yok ve oyuncuyu gerçekten üzecek tipte cezalar veriyoruz; oynamalarına izin vermeyip antrenmanı izleme, fazladan koşu cezası veya "Sen oynamıyorsun, o oynuyor" demek gibi."

Hunter bundan sonraki kısımda oyuncuların küçük yaşta karakter bakımından olgunlaştığını söylüyor. "Ward-Prowse hep aklı başında, yaşından olgun bir çocuktu. Theo Walcott, Luke Shaw da öyleydi. Hepsi sadece sahada değil, hayatta da kazanan insanlar olarak yetişti."

Hunter, Luke Shaw'ın fazla kilolarıyla ilgili tartışma hakkında yorum yaparken şunları söylüyor; "Luke çok iyi bir çocuk ama insanlar bazen onun ne kadar genç olduğunu unutuyor. Kendisiyle ilgili hiç disiplin sorunu yaşamadık. Aksine her oyuncumuz gibi onun da küçük yaşta ailesinin yardımı olmaksızın ayakta durmasını sağlamaya çalıştık ve bunu benimsedi. Çok küçük yaşta yemek yapmayı öğrenmişti."

Hunter'ın yaptığı ilginç ve önemli yorumlardan biri de altyapı hocalarının maaşlarının iyileştirilmesi gerekliliği üzerine; "Bu konuya önem verilmeli. En iyi antrenörler altyapıda çalışmalı."

Bir yorum da ebeveynler üzerine; "Bazıları çocuğu sağılacak inek gibi görüyor, açgözlüler. Bazılarıysa gerçekten çocuğun iyiliğini istiyor. Bizim için ebeveynlerle iletişim esastır ve görüşmelerimizde asla lafımızı sakınmayız. Çocukları hakkında ne düşünüyorsak aynen söyleriz."

"Birçok oyuncu genç yaşta kulüpten salıveriliyor. Bu işin en zor kısmı. Hayallerinin kırılması, onlara burada yapamayacaklarını söylemek gerçekten zor ama alternatif yaratmaya çalışıyoruz. Tıpkı Bayern'de A takıma çıkamayan gençlerin diğer Bundesliga takımlarında oynaması gibi..."

Peki Hunter Southampton'un kapıyı gösterdiği çok yetenekli bir genç hatırlıyor mu?

"Hayır. Southampton'da yeteneğin kokusunu alma konusunda iyiyizdir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder