11 Mart 2015 Çarşamba

Rakip: Club Brugge


Liverpool'u eledikten sonra yıllar sonra ilk kez kura şansı Beşiktaş'ın yüzüne güldü ve son 16'daki rakip Club Brugge oldu. Burada bir şeyin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor; klişe olacak ama "bu aşamada boş takım yok, her rakip güçlü" ancak Wolfsburg,Inter,Sevilla,Villarreal,Fiorentina,Zenit gibi takımlar yerine gelmesi en çok istenen takım, haklı olarak, Club Brugge'dü. Bu maçlara Liverpool kurasındaki ciddiyetle hazırlanmak ise elzem.

Önce okurken sıkılmayacağınız, ilginç birkaç bilginin bulunduğu kısa bir tarihçe kısmıyla giriş yapalım.

13 kez Belçika ligi şampiyonluğu, 10 kez de Belçika kupasını kazanan kulüp, tarihinin en parlak dönemini efsanevi Avusturyalı teknik direktör Ernst Happel yönetiminde yaşadı. Happel’in takımı çalıştırdığı 4 yıl içinde üst üste kazanılan 3 lig şampiyonluğu ve bir Belçika kupası dışında bir kez UEFA kupasında, bir kez de Şampiyon Kulüpler Kupası’nda finale yükseldi ancak iki seferde de Liverpool’a mağlup oldu.

Club Brugge’ün Happel sonrası dönemdeki Avrupa başarıları arasında Kupa Galipleri Kupası’nda oynanan birer çeyrek ve yarı final ile UEFA kupasındaki yarı final bulunuyor.

Club Brugge günümüzde UEFA Kupası’na üst üste en çok katılan ekip unvanına sahip. Lacivert siyahlılar 1996/97 sezonundan beri eski adıyla UEFA Kupası, yeni formatıyla Avrupa Ligi’nde mücadele ediyor.


İlginç bir not; bugünkü formatıyla Şampiyonlar Ligi’nin ilk golünü Club Brugge formasıyla Daniel Amokachi kaydetmiştir.

Kısa olacağını söylemiştim. Şimdi teknik direktör ve öne çıkan oyuncuları irdeleyelim.



Ligde 10 yıldır şampiyon olamayan Club Brugge bu sezon hasreti dindirmeyi amaçlıyor. Takımın teknik direktörlüğünü bir zamanların unutulmaz kalecilerinden Michel Preud’homme yapıyor. Standard Liege’i çalıştırdığı dönemde kulübe 25 yıl aradan sonra şampiyonluk kazandıran, sonrasında çalıştığı Gent ve Twente’de Belçika ve Hollanda kupası kazanan Preud’homme bu sezon lig şampiyonluğunun dışında Belçika Kupasını da hedefliyor ve Club Brugge bu turnuvada finale yükselmeyi başardı.  Beşiktaşla İstanbul’da oynayacakları maçın 3 gün sonrasında Anderlecht’le karşılaşacaklar.
Preudhomme’un elindeki takım onun talep ettiği taktik esnekliği karşılayan bir oyuncu grubundan oluşuyor. Takım genellikle 4-2-3-1 dizilişiyle sahaya çıksa da üçlü savunmaya dönebilen, ya da 4-4-2’yi de oynayabilen bir yapıda.

Oyuncular

KALE

22 yaşındaki Avustralyalı kaleci Matthew Ryan geçen sezondan beri Club Brugge’de yer alırken kısa sürede büyük gelişim gösterdi ve adı Liverpool'la ciddi ciddi anıldı. Bu sezon Club Brugge formasıyla çıktığı 41 maçın 18’inde kalesini gole kapatan Ryan aynı zamanda Avustralya milli takımıyla Asya Kupası şampiyonluğu yaşadı. Uzun boylu olmamasına rağmen üst düzey refleksleri, kendine güveni ve topu oyuna sokmadaki becerisiyle takımın en önemli isimleri arasında yer alıyor.

Mouscron maçında kullanılan bir köşe vuruşunda çıkmayışı savunmanın da topu uzaklaştıramaması sonucu tehlikeye neden olmuştu. Ryan'ın zayıf noktası bu tip yüksek yan toplarda çizgide kalmayı tercih etmesi. Onun dışında gayet iyi, taş gibi kaleci.



STOPER İKİLİSİ

Takımın iki stoperi Mechele ve Duarte birbirini tamamlıyor. Mechele biraz daha uzun, hava toplarına daha hakim, kimi zaman bekinin kademesine, kimi zaman orta saha oyuncularının boş bıraktığı alanlara doğru hamleler yapan, futbol aklı olarak yaşından (22) olgun bir stoper. 

Kosta Rikalı Duarte ise 2 sezon önce memleketinin Saprissa takımından çerez parasına alınan, geçtiğimiz yaz düzenlenen Dünya Kupası'nda çoğu Kosta Rikalı oyuncu gibi izleyenlerden övgü alan bir isim. Uruguay maçında attığı kritik gol de cabası. Kendisi duran toplarda güçlü gol sezgisine sahip. Golü adeta kokluyor da diyebiliriz. Çabuk hareketlenip iyi yükselen bir stoper. Ayrıca takım çoğu zaman onun aracılığıyla oyun kuruyor ve Duarte uzun topla en uçtaki De Sutter'i gören isim oluyor. 




BEKLER

Sağ bek Thomas Meunier uzun süredir her tipte oyuncu çıkarmasına rağmen bir türlü saf bek sıkıntısını aşamayan, milli takımda stoper orijinli oyuncuları bu görevde kullanan Belçikalıları umutlandıran bir oyuncu. Aslında Meunier hücum orijinli bir oyuncu ve bu yönüyle Anderlecht-C.Brugge-S.Liege gibi takımları etkilemiş ancak Brugge'de İspanyol hoca Garrido döneminde sağ beke evrilmiş

1.90 boyundaki Meunier haliyle hava toplarında başarılı. Hücum orijinli diğer beklerin aksine ileriye çok çıkmıyor, ancak çıktığında başarılı. Rakip eksiltme ve içeri tehlikeli orta kesme konularında başarılı bir arkadaş. Devre arası transfer döneminde adı ciddi ciddi Napoli ile anıldı ve bu durumu menajeri de doğruladı, sezon sonunda tıpkı Ryan gibi o da takımda olmayacak muhtemelen.



Sol bek Laurens De Bock suya sabuna dokunmayan, ayağı fena olmayan ama agresiflikten uzak, çizgiye inmeyen sınırlı bir bek. Gökhan Töre'nin onu silkelemesi lazım.

ORTA SAHA

Orta sahanın göbeğinde defansif görevli iki oyuncu var. 38 yaşındaki antik dönem Belçika futbol eseri Timmy Simons savunmanın hemen önünde kesici olarak bulunuyor. Penaltı kullanmak dışında ileri pek çıkmıyor, zaten çıkarsa dönüşlerde sorun yaşaması olası ve bu da savunmayı korunmasız bırakır. Fizik mücadele azmi yerinde ve kora kor mücadeleden kaçmıyor, hala iyi savaşıyor.



Feyenoord'dan gelen Ruud Vormer, Simons'un yanındaki jeneratör gibi. Enerjik, ikili mücadelelerde başarılı, basıyor, yorulmuyor ama dripling özelliği sınırlı. (Whoscored istatistiklerine göre maç başına 0.6 olması lazım) Atacağı anahtar paslara dikkat etmek lazım ama.

Orta sahanın yaratıcı isimlerinden biri Felipe Gedoz. Aslında kendisi ileri üçlünün bir parçası oluyor genelde. Sol,sağ,yardımcı forvet, forvet arkası oynamışlığı var. Saçlarının da etkisiyle bende "3. sınıf Willian" hissi uyandırıyor, ceza sahası çevresinde sürekli hareketli, deneyen, bir arkadaş. Tehlikeli bölgede topla haşır neşir olmasını engellemek lazım.



Gelelim Lior Refaelov'a. Bunu daha önce de defalarca yazdım, canlı yayında söyledim. Bana Olcay Şahan'ı hatırlatıyor. Ceza sahasına yaptığı koşularıyla, gole yakın oluşuyla, fırsatçılığıyla tam bir Olcay ama fazlaları var. Onlar da kıvraklığı, adam eksiltmede daha iyi oluşu ve pasörlüğü. Vazquez'in sakatlığı sonrası oyun kuruculuk yükü de ona kaldı. Deniyor, sorumluluk alıyor ama bu işle uğraşırken onu Refaelov yapan yukarıda saydığım özelliklere uzak kalıyor.

FORVET

29 yaşındaki, 1.92 boyundaki Tom De Sutter takımın pas istasyonu. Çoğu zaman stoper Duarte'nin gönderdiği uzun toplara hareketlenip etrafındakilere indirerek tehlike oluşmasını sağlıyor. Sağlayamadığında etkinliği düşüyor. Gerekirse De Sutter'in o topu indirmemesi için 2 kişiyle markaj yap, çünkü yaratıcılıkta zaten sıkıntı yaşayan Brugge için De Sutter'in de oyundan düşmesi önemli sorun olacaktır.



Bu maçlar ve sezonun genelinde joker konumundaki 18 yaşındaki Obbi Oulare'den de bahsetmek lazım çünkü kendisini çok beğeniyorum. 1.96 boyundaki bu dev kardeşimiz Allah vergisi boyunu çok iyi kullanmasının yanı sıra güçlü de. Benteke'ye benzetiyorum kendisini ama henüz tekniğini geliştirmesi ve biraz "yontulması" için uzun bir yol var önünde. Zaten Preud'homme da acele etmiyor, yavaş yavaş sahneye hazırlıyor onu. Yine de Brugge'ün Beşiktaş karşısında denge bozmayı amaçlaması durumunda ceza sahasına salacağı bir dev kendisi ve göz açtırmamak lazım.

NASIL OYNANMALI

Açıkçası Feyenoord maçlarına benzer, düğümü orta saha üstünlüğü ve kalite/tecrübe farkının belirleyeceği maçlar bekliyorum ama Feyenoord deplasmanında Yaya Toure performansı gösterip tek başına rakibi sindiren Atiba ve Brugge orta sahasının açıklarını ara paslarıyla değerlendirebilecek Sosa'dan ilk maçta faydalanamayacak olmak kötü. Kendisine salt kesicilik görevi verildiğinde genellikle iyi iş çıkaran Necip'in (içerideki Arsenal maçı) Vormer/Simons ikilisiyle mücadele verip zaman zaman De Sutter'in hava topu almasını engelleyeceğini düşünüyorum. Fark yaratacak "X Faktör" ise Tolgay olacaktır çünkü rakip orta sahada (ve Beşiktaş'ta da) topla dikine giden çift yönlü orta saha yok. Bu rakibe karşı kart gösterebilecek, hücum başlatabilecek ve tabela yapabilecek biri Tolgay. Umarım bunu başarır. Hakeza Ba da Duarte ve Mechele ile birebirde kalırsa tecrübesiyle onlara zor anlar yaşatabilir.

Sonuç olarak önemli eksikleri olan iki takım kontrollü bir mücadeleye girişecekler. Beşiktaş için deplasmanda golü bulmak çok kritik, hatta elzem. Hele ki deplasmanda öne geçip Brugge'ü plan dışı çözüme zorlamak turun kapısını ardına kadar açabilir ancak maç içinde konsantrasyonun her daim üst düzey olması şart. Çünkü Brugge'de tam "ufak hataları affetmeyecek bela takım" havası var ve Beşiktaş bu sezon Avrupa'da üst düzey oynadığı her maçta %100 ciddiyet ve konsantrasyonla sahadaydı (Partizan deplasmanı İngiltere deplasmanlarından daha önemli bir örnek bu konuda)

Not: Henüz okumadıysanız Oğuzhan Oğuz'un Club Brugge analizini öneririm. Şu ana kadar okuduğum en kapsamlı ve kaliteli C.Brugge analizi olmakla birlikte oyuncular hakkında daha fazla bilgi içeriyor.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder