4 Mayıs 2015 Pazartesi

Avrupa'nın "underrated" oyuncuları

Underrated kelimesini Türkçe'ye "hak ettiği değeri görmeyen" olarak çevirebiliyor olsak da cümle içinde olduğu gibi kullanmak işimize geliyor. Zaten artık buna iyice alıştık; "Şu oyuncu çok underrated, bu adam overrated" gibi kullanımlar kimseyi şaşırtmamaya başladı. Bu yüzden yazının başlığında kelimenin olduğu gibi geçmesinin sorun olduğunu düşünmüyorum.

Underrated "hak ettiği değeri görmeyen" demek ama kişiden kişiye değişebilen bir kavram. Kime, neye göre underrated? Mesela PSG'de ve Fransa Milli Takımı'nda ilk 11'in değişmezi haline gelmiş, bonservisi 35-40 milyon euro dolaylarında (tahmini) olan Blaise Matuidi benim için hala underrated. Pozisyonunun en iyi 5 isminden biri olarak sayılmadığı sürece de underrated kalacak. Tabi bu yazıda Matuidi gibi isimlerden ziyade daha az bilinen veya yakın gelecekte underrated olarak görülmeyecek, underratedlığın son demlerini yaşayan isimlerden bahsetmeye çalışacağız o ayrı. Bu yazının devamı gelebilir, kenara köşeye not ettiğim birçok isim var. Önerilere de açığım bu arada.

N'golo Kante



Ligue 1'in mütevazı ekiplerinden Caen'in en değerli parçası Kante. 2 sezon önce Fransa 3. liginde oynarken şu sıralarda Ligue 1'in en iyilerinden. En önemliği özelliği bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve mücadeleciliği. Öyle ki Avrupa'nın (Büyük ihtimalle dünyanın) en çok top kazanan, en çok ikili mücadeleye giren oyuncusu konumunda. Ben de açıkçası uzun zamandır bu kadar enerjik ve tuttuğunu koparan bir orta saha oyuncusu hatırlamıyorum. Belki kariyerinin zirvesindeki Essien...

1.69 boyundaki "küçük dev" Kante'nin insanı şaşkına çeviren istatistikleri dışındaki özelliklerini izlerken fark ediyorsunuz; çok iyi alan parselleyen, nereye ne zaman baskı yapacağını çok iyi bilen, çok çalışkan bir oyuncu olmasının yanı sıra topla da başarılı. Dikine gidebilen, araya asist olabilecek paslar bırakan, oyunu üretkenlik de içeren Kante kuvvetle muhtemel bu yaz transfer yapacak. Adı daha önce Marsilya, Napoli ve sonrasında bazı İngiliz kulüpleriyle anıldı ve bu arada Caen'le 2016'ya kadar olan sözleşmesini 2 yıl daha uzattı. Bu sezon onu underrated olarak izlediğimiz son sezon olabilir.

Ha bu arada, "Bu adamın yapamadığı şey yok mu?" derseniz, boyunun verdiği dezavantaj yüzünden hava toplarında zorlanıyor doğal olarak. Onun dışında en üst seviyedeki bazı takımlar hariç oynayamayacağı takım yok. Sessiz sakin, çalışkan ve iyi niyetli olarak tanımlanan ve boş zamanlarını ibadetle geçirdiği söylenen Mali asıllı oyuncunun karakterinin de 10 numara olduğu ortada.


Kante'nin insanı şaşkına çeviren istatistikleri. Maç başına 4 top kapmak, 3 pas arası yapmak nedir?! Üstelik yaratıcılığı üst düzeyde tutarak. Kendisi ayrıca Whoscored'un verdiği bilgiye göre Avrupa'nın 5 büyük ligi içinde en çok top kapan oyuncu ve en yakın rakibiyle arasındaki fark 12. Bu yaz kendisini transfer eden takım kuvvetle muhtemel gelecek sezon orta sahasında elektrik üretecek.

Idrissa Gana Gueye

Kante ile ilgili paylaştığım yukarıdaki istatistiksel karşılaştırma görselinde yer alanlardan biri de Idrissa Gueye. Kante'nin insanüstü enerjisi sonucu ortaya çıkan istatistiklerin yanında gölgede kalır gibi olsa da enerjisi ve çalışkanlığıyla üst düzey takımlarda yer bulabilecek bir oyuncu, teşbihte hata olmayacaksa Matuidi'nin 1 seviye altı.

Bu sezona felaket başlayıp sonradan da pek toparlayamayan Lille'de yanındaki artık yaşını başını almış Balmont ve Mavuba ile orta sahayı toparlayan Gueye onlardan farklı olarak topu taşıyan, hücum oyuncularına serviste bulunan yapıda. Kendisinin halen underrated görülebilmesi hepimizin utancı ve artık daha iyi bir takımda oynaması lazım. Adı Arsenal'le anıldı, Liverpool'a da cuk oturur hani...

Daniel Baier

Listemizde sıra gerçek bir underratedda. Underrated kelimesi ete kemiğe bürünüp futbol sahasına çıksa Daniel Baier olurdu, bundan eminim.


30 yaşındaki Baier bu sezon özellikle ligin ilk yarısındaki performansıyla herkesi şaşırtan Augsburg'un kilit oyuncusu. 4-1-4-1 dizilişiyle oynayan takımda savunma ile hücumcular arasında yer alan Baier'de radar gibi oyun görüşü, mancınık gibi bir sağ ayak var. Takımın pas istasyonu ve topla ilerleyebilen biri olması da cabası. Gerek fizik yapısı (1.75 boy) gerekse yetenekleriyle Tolgay Arslan'a benzetebiliriz kendisini, Tolgay'dan fazlası da işin savunma kısmında daha iyi olması olur. Geçen sezon Bundesliga'nın en çok pas arası yapan oyuncusuydu, bu sezon da bunu çok iyi yapıyor.

2013 yılının Aralık ayında Guardiola'nın övgüsüne mazhar olan Baier, Pep de olmasa underrated gelip underrated gidecekmiş. Sözleşmesi 2016'da sona eriyor ve adı son zamanlarda Schalke ile de anılmaya başlandı. Bakalım kariyerinin son dönemlerini daha çok bilinen ve takdir edilen biri olarak geçirecek mi?



Per Ciljan Skjelbred

FM09'da cüzi bedellerle transfer edip insanüstü gelişimini izlemenin keyif verdiği orta saha oyuncularındandı Skjelbred. O zamanlar daha hücumcuydu, artık tam anlamıyla bir Box-to-box. 

Kendisi son dönemde oyuncu ve teknik direktör öğütücüsü haline gelen Hamburg'un kurbanlarından. 2011'de transfer olduğu takımda geçirdiği 3 yıl boyunca sadece 26 maçta şans bulurken performansı da kimseyi tatmin etmemiş, hatta onu balon olarak niteleyenler de çıkmıştı.

Bu sezonun başında 1.3 milyon euroya onu transfer eden Hertha Berlin'e ise piyango vurdu. Skjelbred'i geçen sezon kiralamışlar, neler yapabileceğini görmüşlerdi ama bu sezon yaptıklarıyla geçen yılki performansını da solladı. Artık 27 yaşında tecrübeli bir oyuncu olan Skjelbred Norveç Milli Takımı'nın da kaptanı konumunda. 

Mirko Valdifiori

İtalyan futbolunun en önemli parçalarından regista pozisyonunun underratedlığıyla ünlü ismidir Valdifiori. "Poor man's Pirlo" denebilecek, ünlü futbol yazarı James Horncastle tarafından "Taşralı Pirlo" olarak tanımlanan bu 29 yaşındaki adamın talihi kariyerinin son dönemecine hazırlanırken döndü. Önce İtalya Milli Takımı'na alınan ve İngiltere karşısında sahaya çıkan Valdifiori sonra da Napoli'nin transfer listesine girdi. Her ne kadar Empoli kulübü Valdifiori'nin sözleşmesini uzatıp sonra da bunu transfer haberi yapan Gianluca Di Marzio'yu mentionlayarak duyursa da kendisinin Napoli'ye transferi kimseyi şaşırtmaz.

6 sezondur Empoli forması giyen Valdifiori bu yıl Serie A'ya yükselen ve bonservis bedeli ödemeden sadece kiralık ve serbest oyuncuları bünyesine katmasına rağmen performansıyla takdir alan takımın kalbi konumunda. Bu sezon 7 asist yaptı, bunlar kah topu paraşütle altıpas içine gönderdiği köşe vuruşlarından kah üst düzey oyun görüşü ve tekniğini herkesin gözüne sokarcasına attığı ara paslarından geldi. Unutmadan, kendisi Serie A'da maç başına en çok pas yapan oyuncu konumunda.


Valdifiori'nin idol olarak gördüğünü söylediği Pirlo ile olan karşılaştırması.

Lasse Vigen Christensen




Listenin en ilginç ismi oldu, farkındayım. Championship'i düzenli olarak takip edemiyorum ama Christensen için bazı Fulham maçlarını izlediğim doğrudur.

Danimarka futbolunun mücevheri Eriksen Tottenham formasıyla herkesi kendine hayran bırakırken bir başka genç Danimarkalı yine Londra'da benzer etkiyi yapıyor. 16 yaşında transfer olduğu Fulham'da profesyonel sözleşmeye 2 yıl önce imza atan Christensen bu yıl düzenli olarak forma şansı bulmaya başladı, 24 maçta 5 gol 7 asist yaptı.

Christensen tam bir modern futbol ürünü; çok iyi bir box-to-box ama iki kanatta da görev alabiliyor. Korkusuzca rakiplerin üstüne gidip adam eksiltebiliyor ve forvetlerle bağlantıyı çok iyi kuruyor. Sakatlığı sonrası takımın en golcü ismi Rodallega'nın da formunun düşmesi çok önemli bir örnek. Christensen'in performansı üst üste 2 kez küme düşme tehlikesi yaşayan Fulham'ın tek tesellisi haline geldi bu sezon.

Christensen geçirdiği sakatlık nedeniyle 2 aydır sahalardan uzak ve bu sezonu kapattı ancak sakatlık öncesinde ismi ciddi ciddi Aston Villa ile anılıyordu. Bu yaz transfer yapması şaşırtmaz, Championship formunu Premier Lig'e de yansıtırsa kendisini alan takımı ihya eder.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder